Referanduma Çeyrek KAL-A

2010-08-04 00:11:00

Referanduma giden günler daraldıkça halka açıklama üzerine,açıklama yapanlar türüyor.Memleketin en mühim zamanlarında el koyunda,dil bağlı oturanlar çıkarları söz konusu olduğunda susmak bilmiyor.Susmayanlar kervanına seçim zamanları bir köşeden şaha kalkan Fettullah Gülen’i eklemek istiyoruz.Öyle ki geçtiğimiz günlerde referandum hakkında görüşlerini bildiren Gülen,mezarda ki ölünün dahi oy kullanması gerektiğini belirtiyor.Gülen Beyefendiye göre Referandumda kesinlikle “Evet” oyu kullanılmalı.Bunun gerekçeleri olarak ta başta 12 Eylül olmak üzere 27 Mayıs,12 Mart,28 Şubat tarihlerini öne sürüyor.Sürdüğü tarihler için bir yandan üzüntüsünü dile getirirken,diğer yandan hesaplarının mutlaka sorulması gerektiğinden söz ediyor.İlle de bu noktada üzerine basarak “evet” oyu kullanmalısınız diyerek tüm cemaati bir nebze de basın yollu yönlendirmeye çalışıyor.Gülen’in bu sözlerini işittikçe aklımıza geçmiş zamanlarda ki davranışları gelmiyor değil.               Öyle ki zaman geçse de miladı dolmayan olaylar yaşayarak tarihe en derinden batmış bir ülkeyiz.Gülen’in o zaman ki davranışlarının vicdan azabını çekercesine rol yapmaktan beri durmuyor.Tarih sayfaların da verilen tarihler dönemlerinde Gülen ve cemaati ve hatta türevlerinin hangi sahaflarda,ne tür etkilerde bulunduğunu açıkça görebilmekteyiz.Öyle ki meclis zamanlarında yargılanmaları için açılan davaların reddi ve bu yönde çıkartılmaları istenen tüm yasaların sonuna dek karşısında duran Gülen,şimdiler de 90 derecelik bir dönü... Devamı

Korkunun Gözyaşları!

2010-07-21 00:11:00

Korkunun Gözyaşları!   İçinde bulunduğu korkular nedeniyle kamu oyu önünde Hollywood aktörlerine taş çıkarırcasına performans sergileyen bir Başbakan seyretmeye başladık. Civanım delikanlım içinde bulunduğu sıkıntılı durumlardan olacak ki oradan oraya atlıyor.Bir önce ki gün şehitler üzerinden siyaset yaparak başlayan Erdoğan,bir diğer günü tarihin derin yarası olan gençlerin idamlarını kullanarak kapatmayı yeğliyor.Bugündür,dündür,yarınlar olacak derken bu seyirlik performansın referandum süreci boyunca ısrarla tekerrür edeceğinden şüphemiz yok.Ekran önleri,gazete manşetleri,net haberleri ilk sıradan geçiyor Erdoğan’ın gözyaşlarını.Gözyaşlarının samimiyetsizliğine olan tepkiler de çığ gibi büyümeye devam ediyor.Mevzuu bahis bu olmuşken gelin ulaştığım bir kaynak sonucu Erdoğan’ın zamanında asılan gençler konusunda ki düşüncelerine hep birlikte değinelim.   Tarih 1990; Olayı Ali Rıza Dizdar gündeme getiriyor. Ali Rıza Dizdar; 12 Eylül zamanın da asılan 2 gencin avukatlığını yapmış kıdemli bir avukat.Kendisi bir röportajında zamanında Erdoğan’ın ağzından işittiği cümleleri kelimesi kelimesine anlatıyor.Bundan 20 sene önce Diyor ki; “İdam cezasının kaldırılmasıyla ilgili sizden destek almak için geliyoruz”.O sıralar da Refah Partisi İl Başkanı olan Erdoğan destek isteğine karşılık şu cümleleri sarf ediyor; “Hayır efendim ne demek idam cezalarının kaldırılması haşa idam cezalarının kaldırılması söz konusu değildir. Bu idam cezaları kalkmaz, biz kısmet olur iktidar olursak Fatih Sultan Mehmet Kanunlarını getireceğiz. Düzenin kurulması için idam cezalarının devam etmesini sağlayacağız daha da artırarak”.. Ali Rıza Dindar’ın  daha dünmüş gibi bahsettiği,... Devamı

Halkın Adamı "KILIÇDAROĞLU"

2010-06-20 15:09:00

Siyaset ortamı; oldum olası bir tiyatro sahnesi izlenimi bırakır bende.Perde önünde,sahne de seyirci seyrine sunulan hazırlanmış duble oyunlar.Kulis arkasın da; perde önündekine zıt seyr-ü sefer karmaşalar.Sahne önünde ki oyunların çıkarıldığı yer hepimizin de bileceği gibi pek ala sahne arkasıdır.Planlar orada ortaya sürülür,düşünceler orada açıklanır,ezberler orada yapılır ve sahne üzerine gün yüzünde ortaya serilen bir portre çıkartılmış olur.Portre çıkarma ifadesi söz ile mümkün kılınsa da gerçek yaşam üzerinde kolay uygulanır bir şey değildir.Çünkü; ezeli rakiplerin futbol müsabakalarını andıran sıkı çekişmelerini her daim görürüz.Bunlar bir yana dursun; o ortam üzerinde bulundukları yere gelene kadar çember değiştirmiş insanlarımız vardır birde.Kimileri gururlarından pay vermiş,kimileri dürüstlüklerinden kimileri ise gerçekten emeğiyle bulunduğu yerdedir.Tabii ki günümüz siyasetinde en zor olan kısımdır emeğiyle olanların yerlerini tespit etmek.Hem sayıları oldukça azdır hem de gerektiğinde maşa olarak ilk kullanılan kurbanlardır.Parti ortamı içerisinde öne sürülür,destekle gaza getirilir ve piyasa önüne sürülürler.Kılıçdaroğlu CHP ilişkisi bana hep bir tiyatro sahnesini anımsatmıştır.Bir yanda oyunu çıkaran baş jön,diğer yönde yardımcı karakterler.Aslında pek ala hepimiz biliriz asıl oyunu çıkaranların; yardımcı karakterler olduklarını.Arka planda en çok emek veren,çalışıp didinenlerde onlardan başkası değildir aslında.Jönler sadece karizmalarıyla,yardımcı karakterlerin atışlarını oynamakla meşgullerdir.Hepimizin bildiği gibi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı görevine rekor oyla atılan Kılıçdaroğlu dah... Devamı

Adalet İçinde Adaletsizlik!

2010-07-01 00:04:00

Referandum sürecinde hak ve adaletin muhakkak olmasından söz eden insanlarımız,iş kendisine çevrildiğin de üç maymunu oynamaktan beri durmuyor.Öyle ki bu hafta bültenlerimize İstanbul Valiliğinin bizzat yapmış olduğu bir yasak yansıdı.Yasağa konu olan ise bir referandum standı.Anayasal düzene göre resmen tanınmış,resmi bir siyasi parti organının referandum süreci ile ilgili kuracağı standa İstanbul Valiliği “hayır” diyerek onaylamıyor ve gerekçesini de “referandumda vatandaşların oyları yönlendirilecek,bu nedenle izin veremeyiz” diyerek belirtiyor.Şimdi gelelim asıl konuya. Aylar öncesinde referandum çalışmalarına tüm ülke de başlandı.Erdoğan’da dahil bir çok Milletvekili ve bakanlar meydanlarda siyasi miting havasında referandum çalışmaları yapmaya başladılar.Erdoğan ekran önlerinde referandum bir Siyaset eylemi değildir,birbiriyle karıştırmayın.Siyasi propaganda olarak kullanmayın dese de söylemiş olduğu her söze ilk itaat etmeyende kendisi ve partililerinden başkaları değil.Siyasi rantla karşılaştırılmasın diyenler,meydanlar da siyaset ayağı altında bunu sıkça kullanmaktalar.En basiti olan konudan bakacak olursak,İstanbul Valiliğinin bir hayli yanlı çalıştığından söz edebiliriz.Geçtiğimiz günlerde araçla geçtiğimiz bölge üzerinde evet standlarının kurulmuş olduğunu görünce İstanbul Valiliğinin ne derece adalet peşinde olduğunu bir kez daha anlamış bulundum.Diyorlar ki anayasa Adalet dağıtmak için,Eşitlik için,Haksızlıkların sona ermesi için değişmeli.Peki buradan sayın yetkililere,Anayasal hakların sözde Adalet direnişçilerine sormak istiyorum İstanbul’un bir  köşesinde standların açılması izin dahilinde olup,vatandaşın etkilenmesi söz konusu dahi olmazken,nasıl oluyor da bir diğer p... Devamı

Sevda Kuşun Kanadında Ürkütürsen Tutamazsın….

2010-09-01 02:19:00

  Geçişlerin engebeli,sarp kayalıklarından işlediği kıskacı sorunsuz bir yolun son durağıydım belki de.Geçtiğim yollar üzerinde rastladığım bin yıllık çınarın sevdasına hasretinde kavrulması gibiydi düşlerim.Gök kuşağı özlemleri sarardı ruhumu,tepeden tırnağa aşık olduğum İstanbul’un iç açıcı en güzel sureti karşımda.İçime çektiğim nefesin en derin yerinde kaybolurum benliğimde,bulamadığım; keşfedemediğim güzelliklerin sınır bileşkesiydim ben.Ömrü bir diğer yarısına uzanmayacak bir serçenin en masum mırıldanışı.Tek başına uçmayı öğrenen kanadı kırık bir serçenin son çırpınışları belki de.Garip,tanımsız,şafaksız bir suretti içerimi kaplayan nedeni belirsiz.Baktığım sonu kapalı her tünelin ardında tıkanıklığa inat bir düş,bir mecazen Kış birikintisi.Kanadı kırık bir türküydüm ben,en zor zamanlarda baş uçlarında söylenmeye yeminli.Baş ucumda olmazsa olmaz duyguların en derin uğultusu.Garip,anlamsız,soluksuz bir yolcuydum ben içimde.Binmediğim hiçbir otobüs,bakmadığım hiçbir deniz,solumadığım hiçbir hayat olmadı benim.Düşler biriktirdim olma ihtimalleri üzerine.Zaman zaman söylese de dilim gözyaşlarını dizelere dökülürcesine.Ben hep sevdalarımın sonucuydum.Bilmediğim bir otobüs yolculuğun da,hiç bilmediğim bir durakta kalakaldım tek başıma.Ardı zor gelen,önü kapalı yaşamların arasında sıkışmacısına daraldı ruhum bir zaman.El atıp yalnızlığı söküp atmak vardı içerimden öylece.Bıraktım,yakamadım kendi kuytuluğum da.Zamanlar seyir ettim ben,düşlerim beraberin de.İzlediğim seyirlerin her birinde daldığım anların bekçisi olurcasına yumar oldum gözlerimi.Geceleri bitmeyen telaşlar sarıyordu ruhumu,umut ediyordum.Güzelliği... Devamı